Bir ev düşünün. Boyası taze, bahçesi bakımlı. İçeride ise kapısı hiç açılmayan bir oda. Yılların eşyası orada durur, kimden kaldığı unutulmuş bavullarla birlikte. Misafir geldiğinde o kapının önünden hızlıca geçilir. Sanki yokmuş gibi o oda.Richard Barrett, Değer Odaklı Kurumlar kitabında o odaya 'kişisel dağıntı' adını veriyor. Aslında sözünü ettiği şey, entropi; yani insanın enerjisinin korkular, savunmalar ve çözülmemiş iç çatışmalar yüzünden karışması, dağınık hale gelmesi, boşa akması. Kapısı kapalı kalan o oda, yalnızca geçmişi saklamıyor; bugünkü davranışlarımızı da sessizce biçimlendiriyor. Sabırsızlığımız da oradan sızıyor, ani öfkemiz de, bitmek bilmeyen onay arayışımız da. O kapısı kapalı oda, biz fark etmesek de kararlarımıza, ilişkilerimize ve hayata verdiğimiz tepkilere sessizce eşlik ediyor. Odanın içi ise geçmişin karşılanmamış ihtiyaçlarıyla dolu.
İçimizde Taşıdığımız Dağınık Oda: Kişisel Dağıntı Üzerine Bir Yolculuk
